kim?

yaşamayanbilir
lyrics etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lyrics etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2021 Çarşamba

Dostlarına Tutun

Güven bağı

Suiistimal edilmiş

Değerlerin bir kısmı

Yitmiş olabilir.


İşinden vazgeç

Birikimini savur gitsin -acele et

Ve dostlarına tutun sadece.


Yettiğinden fazla şey var

Kafa tutmak ve kavga etmek için.

Neden güzel zamanını harcayasın ki

Hoşlandığın insanlarla didişmek için.


Seni savunurken devrilmeyi kim göze alır başka.

O kadar utanmış hissetme

Dostların olduğu için.


Ama şimdi beni aradığında yalnızca

Sıkılmış hissettiğin ânlarda

Ve sen mutlu olduğunda ben

Öyle uzağındayım ki zihninin.


Sabrım taşıyor

Sadakatim kırılıyor

Bütün arkadaşlarını yitiriyorsun.


Dostlarına tutun o zaman,

Arkadaşlarına sarıl,

Direnç göster -ya da sürdür

Çıldır, telaş içinde koştur,

Tüttür ve havaya uçur,

Sat tüm kıyafetlerini.


Aklından çıkarma ama:

Öyle bir ân gelecek mutlaka

Dostlarına ihtiyaç duyacağın.




13 Şubat 2014 Perşembe

Böyle ufak meseleler

















Yok, en iyim hariç hiçbir şey yetmiyor sana
Çünkü hiçbir şey halen çok şeydir hissetmek için
Unutmak için anımsa, bilmez gibi davran
En iyiyi alt etmeyi ve geride ipucu bırakmazsın

Hayır, en iyi hariç hiçbir şey yetmedi sana
Şirin yalanımı yutmazdın ama doğruydu
Kitapların içindeymiş gibi yaşamak hiç de yeni değildi ama
Böyle ufak meseleler hiç iz bırakmaz geride

En iyi hariç her şey anlamsızsa senin için
Güvenme bana, dışarıda bırak beni, lütfen
Asla ikinci en iyin olamam diğer iki numaralar gibi
Tek bir ufak şey seçmene izin vermez

Yok, en iyi hariç her şey ve daha da azı olacak
Daha çok veya az, bildiğim tek yalnızlık bu
Ama sen, işaretledin beni, mavi ve siyah büyük harflerle
Böyle ufak şeyler ipucu bırakmaz geride

En iyi hariç hiçbir şeyin anlamı yoksa senin için
Güvenme bana, yok say beni, lütfen yap böyle ama,
Diğer iki numaralar gibi ikinci en iyin olamam asla
Seçim yapmanı engelleyen ufak bir mesele
Seçim yapmanı engelleyecek küçük bir şey
Tercih etmene izin vermeyecek ufak bir şey

7 Şubat 2014 Cuma

ebediyen

İlerleme sürer, çığlıklar tükendi.
Sevişenlerin tutkusuna övgü bitti.
Masalarının çevresinde oturmuş, bağırarak konuşurlar,
yağmurun yıkayıp temizlediği çiçekleri saçarlar,
bahçenin ön kapısında ayakta durmuş,
gökteki bulutlar gibi geçip gidenleri izlerler,
anın sıcaklığında haykırmaya çalışırlar,
içlerinde yanan bir öfke tarafından ele geçirilmiş.

Bebek gibi zırlarım, geçen yıllar yaşlandırmışsa da beni,
çocuklarla öyle boşa harcandı ki zamanım,
tutulması zorunlu bir söz, içten gelen ortak paylaşıma rağmen
talihsiz bir anlaşmanın lanetini kabul eder gibi.
Bahçenin ön kapısında oynarken,
manzaram çitlerden duvara esner,
ne kelimelerle açıklanır, ne eylemlerle tanımlanır,
ağaçları ve yapraklarını izlersin dökülen.

4 Aralık 2013 Çarşamba

vişne çiçeği



kapkara bir ekran.
siyah beyaz kar
koyu ve yoğun
pencereye serpişiyor.

üç balkonlu bir kasabaya
üstünden bakıyorum.
şurada bir bahçe, gri-yeşil
ve vişne çiçekleri.

içeri gir, sabah oldu (tüm mevsimler burada, yağmurlu bir günün içinde saklı)
yanına sürün (boşluğun bir parçası)
duvardakini izle yarım saat boyunca (bir portakal ve kabuğu)
dışarısı soğuk, camlarda buğu. (gökyüzünde bir yıldız)
bırakıyorum kendimi orada
onca zaman boyunca (nazik güzellik)

unutmama izin verdin yine

ve horluyorum horul horul
bıraktın unutayım
hatalı olmanın nasıl hissettirdiğini

açık olabilseydim ona karşı (zavallıyken her şeyin seni zavallı hissettirmesi ne tuhaf)

ne de ayyaşça görünüyor gözüme ama şimdi (yatakta uzanmış, lambanın ışığı tepeden çarpıyor)
sözlerimin üzerine yığılıyor (ayağa kalk, perdeyi çek, görmek için halen düşen yağmuru)
kapı çarptığı anki huzur (aşağıda sıcak kahve var, bir sigara için otur)
parçalanacak gün ışığı az sonra (filtresine dek, bir tane daha ve son sigarama kadar)
kafam iyi, aşağı indim (bir daha ve son kuruşuma dek)

izin verdin unutmama bir kez daha (sabahın dördü, yere serilmiş. Erkenden uyanmış)
ve ben sendeliyorum sana doğru
unutmamı istedin, yine ve yine. (sabahın dördü, yere serilmiş. Erkenden uyanmış)
başından beri ne biliyorsam.

20 Kasım 2013 Çarşamba

her denediğimde





















Sarılmak istiyorum sana                                                                 Ama her denediğimde
ama her denediğimde                                                                       aşkımızı söndürmeyi,
bir şeyler uzak tutuyor                                                                     -yangın yeri gibi-
seni benden.                                                                                         elinin altında tutuyorsun beni
                                                                                                                    ve her seferinde
Tutulmak istiyorum sana                                                                -tutkumu israf ettiğim-    
ama her denememde                                                                         sarılıyorsun bana.
bir şeyler uzaklaştırıyor                                                                  Öyle yakınsın ki
aşkı benden                                                                                           hissedebiliyorum.
ve hissedebiliyorum bunu
                                                                                                         
Öyleyse hemen sev beni                                                                  Öyleyse hemen sev beni,
hiç bitmeyecekmiş gibi                                                                    hiç bitmeyecek sanki.
denememe izin verme sakın                                                          Deneme beni kızım,
sonsuza dek kaybederim yoksa seni                                          yoksa kaybedeceğim seni
her zaman…                                                                                           her defasında
her seferinde…                                                                                     her zaman.

18 Kasım 2013 Pazartesi

içeride bir gece

Delik deşikti pabuçlarım
içeri aldığında beni ilk kez,
peşinden sürüklendiğim yol
yatağına doğru değildi,
üzerinde uyuyacak bir şey yoktu içeride.
Ve gösterdin bana
kimden kaçtığımı
sanki hiç bilmiyormuşum gibi
tüm bu zaman boyunca
Of, yaşlı ayaklarım
tanıyor bu taştan sokağı
eski arkadaş gibiler.
iki seksen yerdesin
daha derini yok
üzerinde uyunacak bir şey de
Öyleyse gir içeri
kapının ardında bırak diğerlerini
duvar kağıtlarını yırt at
halıyı parçala, döşemeyi sök.
ve biliyorum ki acı çekiyorsun
ve olamam orada senin için
ve biliyorum acıtıyor
ve artık olamam orada
Delik pabuçlarımla
içeri aldın beni,
nasırlaşmış yaralarımı
saklamaktı tercihim.
Öyleyse git ve çarşafları değiştir,
sokaklara geri dön,
getireceğim bir şey kalmadı sana.
Gör bak nasıl korkuyorum kapılardan,
döşemeden,
kaçıp yürüyorum sokaklarda
göstermek için sana
kimden kaçtığımı,
uyandığın anın hissiydi
ve bitti.

acı çektiğinin farkındayım
orada olamam senin için
acıtıyor, farkındayım
daha fazla olamam orada
Ayakkabılarım delikti
ilkin içeri aldığında beni,
yaralarım nasırlaşmış,
bırakmak istemiyordum.
Ve şimdi senin ayakların
bu taştan sokağı tanıyorlar,
kırk yıllık dost gibiler.
Yerde uzanmış,
daha dibe batamıyorsun,
uyuyacak yerin de yok,
öyleyse gel içeri,
dışarıdaki bak ötekileri
duvarı parçala,
halıyı yırt,
döşemeyi yık istersen.
acı çeken sensin, biliyorum
orada olmamı bekleme ama.
acıtır, bilirim
daha fazla olamam artık orada.
Parçalanmıştı ayakkabılarım
beni içeri aldığında ilk defa,
nasırlarım vardı, yaralarım değil
ve onları saklamak istedim.
Öyleyse git de çarşafları çevir
sokağına dön sonra
verecek bir şeyim kalmadı sana.
Bak, ne korkuyorum kapılardan
ne yere serilmekten,
işte, çıkıp yürüyeceğim birazdan
ve kanıtlayacağım sana
neyden kaçtığımı,
uyanırken hissettiğimdi
ve o da gitti.










13 Kasım 2013 Çarşamba

Düşmüş

Erkeğini baştan çıkarmanın yollarını anlat bana,
ve tüm gizli büyülerini.
Nereden öğrendiğini anlat
düşmüş sesiyle konuşmayı.

Duvarların içinden geçenler hayaletlerdir, bilirim.
Nasıl düşeceğini henüz öğrenen herifin tekiyim
 bense.
 
Yeniden düşlemeyi dene beni
ve ben de tekrardan icat edeceğim kendimi.
Halen hatırlarken sahneleri
başkalarına baktığın.

Duvarları delip geçen hayaletler tanırım.

Düşmeyi öğrenen adamın biriyim ben.

Benden şüphe etmeye başladığında
ben de kendimden ederim.
Ve asla gözünü dikme bana
içime kapanırım yoksa.

Duvarları umursamayan yaratıklar gördüm,
ben onlardan değilim.

neysem oyum
ve kimsem oyum
bilirim ne bilirim
ve tek bildiğim düştüğüm
duvarların içinden geçebilsem
anlatırdım sana kim olduğumu belki
henüz herifin tekiyim hala düşmeyi öğrenen 
adamın biriyim nasıl düşeceğini çözmeye takan



6 Nisan 2012 Cuma

hepinize ölüm


dinle

burada, tam buradayım
tanrının parçalara ayırdığı yerde
ve sen, siyah elbisenin içinde ve kara ayakkabıların
aşağıya davet ediyorsun beni
devam et, git hadi oraya
yaşlandığımı görebilirsin
yıldızlar döner, bilyeler buruşur
gelen çocuklar kudurur

ölüm herkese, yakında burada
ve daha eğlenceli kılar pompalamayı
ölüm herkese, gelecek az sonra
ve daha neşeli kılar makineli taramayı

her boktan iş rahatlamadır
keder içinde gömülü aylar bile
kolay zamanlardır bitmesi gereken
bir dostunun ölümüyle gelen

herkes ölecek er ya da geç
ve daha komik kılar bu izinsiz zinayı
herkesin hakkıdır ölüm
ve daha şen kılar bu ateşli saldırıları

bağla beni kayışla ve yükseğe kaldır o zaman
çünkü kanka, korkmuyorum ölmekten
ama hayat uzun ve heybetli
ve memnunuz burada olmandan bizimle
bildiğimizden beri bir sonunun geleceğini
yaşamımız şenlendi

ölüm her birimize uğrayacak mutlaka
ve koymak güzelleşecek sadece
ölüm hepimiz için gelecek buraya
ve gir çık oyunu daha zevkli olacak sadece

bana ölüm ve sana ölüm
ne yapabiliriz söyle bana ölmekten başka
herkese ölüm ve her birine ölüm
biberon tanrımız elimizin altında

hepimizi ölüm, bulacak bir gün
ve daha zevkli olacak sevişmelerimiz o gün.

4 Nisan 2012 Çarşamba

Amen


Konuş benle yine,
nehre götürüldüğümde
ve sussuzluğumu giderdiğimde
anlat bana
yalnızız ve dinliyorum
çok zor duyuyorum, acıtıyor
de bana tekrar
temizlenmiş ve ayıkken
söyle bana yeniden
korkunun içinden görmüşken
anlat bana
bir kez ve bir kez daha
o zaman arzulayacağını söyle beni
Amin.

Yeniden anlat bana,
kurbanlar şakıdığında
ve vicdanın yasaları yürürlüğe girdiğinde
söyle bana
düşündüğümü bildiğini
ama intikam efendisinindir
de bana yeniden
temiz ve ayıkken
anlat bana
korkunun gözünden görmüşken
söyle bana yeniden
bir daha ve bir daha
o zaman beni seveceğini söyle bana
Amin.

Bilgiendir beni yine,
günün günahları bağışlandığında
ve gecenin başlamaya hakkı olmadığında
zorla beni tekrar
nefes nefese kaldığında melekler
ve tırmaladıklarında kapıyı girmek için içeri
söyle bana yine
temizken ve ayık
anlat bana
korkudan gördüğüm zaman
de bana yeniden
tekrar ve tekrar
o zaman bana ihtiyaç duyacağını anlat bana
Amin.

Söyle bana bir kez daha,
kasabın pasağı
kuzunun kanında yıkandığında
anlat bana
kültürün geri kalanı
kampların gözünden akıp gittiğinde
de bana yeniden
temiz ve ayıkken
anlat bana
korkunun gözünden
söyle bana yeniden
defalarca ve son bir kez daha
o zaman beni sevdiğini söyle bana
Amin.

dinle

20 Mart 2012 Salı

her biri tek tek


Ölüm heryerdeydi
havada
ve gürültünün içinde
tümseklerden gelen
Bolton sırtının.
Ölümün demirlendiği yer.
Bir cigara sardığında
veya şaka yaptığında,
kahkahanın içinde o
ve içme suyunda
sahile yaklaştı
filikanın ipleri gibi,
denize damladı ve çevremizde süründü

Ölüm tarihi kalelerin içinde
milyonlarca mermiyle kaplanmış
koruluktan bekleyen topçuların
kulübeleri patlatılacak diye tehdit edilmiş yürekleriyle.
Güneşe yaklaştıkça biz
ölüm her biri ve tek tekti.

Ölüm dumanın içinde asılı ve yapışmış
400 dönüm kullanılmaz sahil arazisine.
Bir yığın kırmızı gezegen, ölüm damıtıyor tepeden
şimdi ve şu an ve hemen
havanın içinde
ve gürültünün göbeğinde
tümseklerden gelen
Bolton sırtının.
Ölüm parlak güneşin içinde,
gözlerine dikiyor herkesin üzerine.
Kemiklerini takırdatıyor Süvarinin
açıkta bir yerde halen uzanan.

Bizim gibi, güneşe doğru ilerleyen
ve şakıyan, "Her biri ve hepsine ölüm."

dinle

19 Mart 2012 Pazartesi

saplanmış

dinle

kıpırdandın
sokaklardan odana
ve sonunda bana
ne içerim diye sordun bana

Dostum Johnny,
kolumdan çekip duran
istersem gidebilirim diyor
sahiden düşündüğüm buysa

neden kolay değil ki
basitçe
neden çekip gitmiyorsun ki
bırak beni
bırak git beni

sallanırken görürüm seni
duyamam ne dediğini

saplanıp kaldım burada
sandalyeme yapışık
ayrılmak için bir neden tasarlıyorum
nihayet konuşmayı bıraktığında
uzun yavaş bir yürüyüş
Washington caddesinden aşağı
yarı uykulu ayakta
yarı farkında rüyamın

yalnız gidecem evime
batan bir taş gibi
telefon kapalı
devam edecem ve özgürüm
buz gibi rüzgar
iflas etmiş fabrika
Yine de görürüm seni sallanırken
ve duymam dediklerini

kaçırdım meseleyi
yakalandım biraz
düğüm içinde
duvara çarptım az önce
düştüm azcık
sallanan vinç topunu hissettim üzerimde
ve neden böyle olsun ki
neden anlatmadın bana
neden anlatmadın bana
emindim anlatacağına
neden söylemedin bana
söylersin sandım
anlat bakalım

13 Mart 2012 Salı

özgür dünya liderleri


dinle

bıktım yaşamak için çalışmaktan
son günlerimi sayıyorum yalnızca
Of, özledim seni Louise yaw,
Ve en hastalıklı zevkler ile diş ağrısı arasında gidip geliyorum

periskop yukarı
bir kaçığı arıyorum
komuta odasındakini görmem gerek
ve hatırlatmalıyım ona beni geçip giden şeyi

uyumasın annen!
ve etrafındaki dostlar!
bir hırsızı büyütmedim ben!
bir hırsızı büyütmedim ben!

ama özgür dünya liderleri
taş atan ufaklıklar gibi
ve ne kolay görmezden gelmek
evlerinizin kapısını çalana dek

düşüncelerim yönlendirilmedi
ama müzik hep uzattı bana elini
kolayca memnun kalırım
ama düşürdük sanırım asalarımızı 60lar hiç olmamış gibi

periskop yukarı
bir kaçığa bakınmalıyım
komuta edeni görmem gerek
ve hatırlatmalıyım ona beni ezip gideni

Annen uyumaz!
Ve çevrendeki dostlar!
Soyguncu büyütmedim ben!
Soyguncu büyütmedim ben!

ama özgür dünyanın başındakiler
taş fırlatan bacaksızlar gibi
ve en kolayı görmezden gelmek
evlerinizin kapısı çalınana dek

babadan sorumsuz oğluna geçiyor silah
bir heyelanı tırmanıyoruz, sadece iyilerin genç öldüğü

baba, beceriksiz oğluna devrediyor silahı
iyilerin erken göçtüğü kaygan bir zemini tırmanıyoruz yalnızca



12 Mart 2012 Pazartesi

cennet bahçen


hiç aklına getirdin mi beni
en iyi arkadaşın olarak
ya ben düşündüm mü seni
şikayet değil bu

hissetmeyi denemedim hiç
fark etmedim bu titremeyi
ulaşmayı denemedim hiç
uğraşmadım cennetine ulaşmaya

hiç aklıma getirdim mi seni
düşmanım olarak
hiç düşündün mü beni
yakınmalar içinde

duymayı istemedim hiç
sarsılma geçip gitti üzerimden
çabalamadım girmeye hiç
cennet bahçenin kapısından içeri

dinle

9 Mart 2012 Cuma

ne zaman bilmem ama o gün gelecek


dinle

doğru mu duyduklarım tanrının oğlu hakkında?
kurtarmak için mi geldi? geldi mi hiç?
ayaklarını kurutsaydım kirli saçlarımla,
temizler miydi beni yine?

Derler ki, bilinmez ne zaman ama o gün gelecek,
ne ay olacak ne güneş gökyüzünde
sadece siyah, kapkaranlık
eskiden olduğu halde.

tatlı bir kız tanıdım, o hoş kibriyle
ve her erkeğin rüyasıydı, eh, benim de tabi,
ama coştukça coştu ve öldü
bir gösteriş nöbeti içinde

şimdi mor kalpten erkekler gümüş silahlar taşır
ve birini öldürecekler babasının yaptığından ötürü
ama ne yaptıysa babam, bi boka yaramaz bil ki.
Ben değilim o.

ve sana göre disiplin gerek bana, peki, bence de.
Odama yollandım. Oturdum sandalyeye.
Dilimi tuttum. Tıkamadım kulaklarımı.
Hayır, iyi bir konuşmaydı.

Şimdi bilmiyorum neden ama gülümsemeyi deniyorum halen
bir çocuk gibi konuştuklarında bana.
Bir çocuk değilim aslında. Hayır, ben
çok daha küçüğüm bir çocuktan.

Ve biraz kitap okudum ve oldukça cesur büyüdüm.
Çekinmeden konuşabilseydim, derdim ki sanırım
gerçek diye bir şey yok. Sen varsın sadece
ve gerçekten anladığın.

Şarkılarımı söylerim o zaman ben de ve dilenirim
Sonra terkederim kasabanı ve dönüp bakmam geriye asla.
Yok, bakmam geriye çünkü yolum açık
ve uzanıyor tam önümde

Eve varacağım az sonra ve favori barımızda buluşacaz dostlarla
Yüklü yüreğimiz için kafamızı rahatlatacaz biraz da.
Ve bir şeyler içeriz beraber, paylaşırız korkularımızı.
bilirler ne çok sevdiğimi.
bilirler ne çok sevdiğimi onları.
bir hiçim onları sevmeden.

bilmem ne zamam ama o gün gelecek
ne ay olacak ne güneş gökyüzünde
Siyaha dönecek her yer. Geçmişe gidecek her yer.
Olması gerektiği yöne doğru.

doğru mu söyledikleri mesih hakkında?
Bizim için mi öldü? Öldü mü sahi?
Ve satmışsam ruhumu bir çanta altın karşılığında sana,
hangimiz sence aptal olan?
kim şapşallık yapan?
hangimiz aptal?
kim olurdu şapşal olan?

Başlar mısın açıklamaya lütfen?
Yani, anlayış gerek bana.
(x3)

İyi olabilirdim biraz açıklamayla.
Bilirsin. Anlamak isterim.

6 Mart 2012 Salı

kısa kanatlarla gezinmiştik havada


dinle

döküntü kayalıkların
tepecik sorguçlarının üzerinde
nefes kesici bir havacılık dersi
hararetle, kemikleri çıkarak
alevlenmiş ve kemiğini göstermiş

daha çok böğürme ve kıyameti koparma ile
bir çellonun liderliğinde salıverecek seni
sağır ve gürültülü
izin verecek kaçmana

aç mı aç çirkin bir avcı
nefesi ardından gelir ayrı ayrı
yaşlı köpeği yapar sepetteki pastayı
ihtiyar benim için geldiğinde
yıllar bana yaklaştığında

2 Mart 2012 Cuma

yürek atışı


dinle

sersemleşen bir gece
hızlanmış gerçeğin gecesi
ödenmiş bir yeminimiz var
dört el ve gerisi

etki altında ikisi de
ilahi bir his var içimizde
ne söyleneceğini bilen
akıl keskin bıçaktır

yukarıdan bir el çağırmak
dayanmak için
yetmez bana
benim için değil, hayır

büyülü telaşın gecesi
basit bir dokunuş başlar
zorlamak ve haykırmak için bir gece
ve rahatlamak

kusursuz ahengin on günü
kırmızı ve mavi renkler
verilmiş sözümüz vardı
tutulmuştuk birbirimize

tutunmak bir ele
yukarıdan gelecek
bana göre değil
ben değil, hayır

ve sen, sen bilirsin şeytanın ellerini
ve sen, kurt dişi karşısında uyanık tuttun bizi
farklı kalp atışlarını paylaşarak
tek bir gecenin içinde

güvenmek bir ele
gökyüzünden uzanacak
uymaz bana,
bana değil, hayır.

1 Mart 2012 Perşembe

öper ve titrer


dinle

dokunuşun getirdiğinde
gözyaşı ve titreme
öpüşün aşk gibi koktuğunda
dokunurken getirdiğin
ağlama ve sarsılma
öperken koktuğun aşk

kalbinde
yüreğinde
içinde
sakla
karanlıkta
boşlukta
koyulukta

huzur yok bana
ve bilirim neden memnun kalacağını
bu sefer değil ama

görmem gerek seni
sessizlik vardığında geceye
ve derin ve sıkıyken aşk

görmem lazım seni
sessizlik dolduğunda geceye
aşka gömüldüğümde

ruhunda
canında
vicdanında
sakla
akşamda
esrarda
ıssızda

derimin altında hareketlisin usulca
kim sever seni benim gibi
kim öper seni benim gibi, yavrum

göğsünde
özünde
gönlünde
sakla
sessizde
gölgede
gizemde

kim sevcek seni ben gibi?
kim öpcek seni benimki gibi?

15 Şubat 2012 Çarşamba

annemin mezarı


dinle

üzgünüm seni yalnız bıraktığım zamanlara
eve gelemediğim tüm durumlarda
özür dilerim söylediklerim için, kendim değildim
geç kaldım ama başkası olabilseydim keşke

özür ve çiçekler getirmeliydim
terk ettim ve saatler boyu kayboldum oysa

anlarım hayal kırıklığıysa dün gece
çok kereler denedim ama düzeltemedim hiçbir şeyi
bazen yetmez cılız bahaneler
ama doğru kelimeler de gelmiyor aklıma

ve sözüm söz, annemin mezarı üzerine yeminim,
bir daha böyle olmayacak asla

her gece alıştırmaya çalıştım kendimi, görüşüm bulanık şimdi
ve hiçbir şey yoluna girmiyor, ortaya çıkan duyduklarım sadece
kusura bakma seni tek başına bıraktığım günler için
eve gelemediğim tüm zamanlar için

özür ve çiçekler getirmeliydim
terk etmek ve saatlercesine kaçmak yerine
ve sana söz, yemin ederim annemin mezarı üzerine
bir daha olmayacak asla
ve söz veririm, yeminim annemin üzerine,
tekrarlanmayacak bir kez daha

14 Şubat 2012 Salı

düşünürken seni


dinle

düşünürken seni, şarkın bir numara
gözlerin duvarımda, dişlerin asılı orada
ve bir yıldızsın sen, kimseyken ben hala
neden üzülesin ki?

düşünüyordum seni dinlenmeksizin,
sıçayım, seviyorum hala seni, sen varsın yatağımda
ama kendimle oyalanıyorum ben ve sana ne ki
diğer erkekler çok, çok daha üstünken

elindeki her şey
tüm ihtiyaçların
kim alıyor sigaralarını ve ayartıyor şirketi
gelip görmek için seni, tatlım

seni düşünürken ben, nasıl uyuyabiliyorsun sen
çevrendekiler dostun değiller, ayaklarını öpmek için ödenmişler
ama bilmiyorlar benim bildiklerimi ve neden endişelenmen gerektiğini
ben yokken oralarda

düşünürken seni dinlenmeksizin,
siktir, seviyorum hala seni, gördüğüm sensin yatakta
ama kendimi tatmin ediyorum ben ve ne takasın ki
ben yokken oralarda

elindeki her şey, asla kullanmayacağın
sahip oldukların, sana kanayarak boşalttığım ve hala kanadığım her şey memnun ol diye

düşünüyorum seni...

13 Şubat 2012 Pazartesi

faniler


dinle

vicdanın zincirlere vurur seni
taş çekiç ve çivilerle sürüklenir
delikler benim başkasının değil
dertler yas tutar silip süpürülmek için

ölmüş tanrının kanı lekeledi günahkarları yine
öldürülmüş tanrının kanı lekeledi ölü deriyi yine
yine ve yine, her yer yine..

tüm taşınırlar, tüm faniler
tüm taşınırlar, hep geçip giderler
tüm yer değişenler, tüm ölümlüler
tüm yer değişenler, hep geçip giderler

hiç büyümez nazikçe saklananlar
bronz bir güve ölür kolayca
bilinmez diğer zayıflara
kesik eller hiç tükenmiyor

kendi idrağımın amaçsız izi
delice bekler anlatmasını seslerin
herşeyi anlatacak bana seslerin

tüm taşınırlar, tüm geçiciler
tüm taşınırlar, hep geçip giderler
tüm vazgeçilebilenler, tüm ölümlüler
tüm vazgeçilebilenler, hep geçip giderler
tüm uzaklaştırılanlar, tüm süreksizler
tüm uzaklaştırılanlar, hep geçip giderler