MOMOS
yaşanmamış gerçek şehir hikayeleri
6 Nisan 2012 Cuma
hepinize ölüm
dinle
burada, tam buradayım
tanrının parçalara ayırdığı yerde
ve sen, siyah elbisenin içinde ve kara ayakkabıların
aşağıya davet ediyorsun beni
devam et, git hadi oraya
yaşlandığımı görebilirsin
yıldızlar döner, bilyeler buruşur
gelen çocuklar kudurur
ölüm herkese, yakında burada
ve daha eğlenceli kılar pompalamayı
ölüm herkese, gelecek az sonra
ve daha neşeli kılar makineli taramayı
her boktan iş rahatlamadır
keder içinde gömülü aylar bile
kolay zamanlardır bitmesi gereken
bir dostunun ölümüyle gelen
herkes ölecek er ya da geç
ve daha komik kılar bu izinsiz zinayı
herkesin hakkıdır ölüm
ve daha şen kılar bu ateşli saldırıları
bağla beni kayışla ve yükseğe kaldır o zaman
çünkü kanka, korkmuyorum ölmekten
ama hayat uzun ve heybetli
ve memnunuz burada olmandan bizimle
bildiğimizden beri bir sonunun geleceğini
yaşamımız şenlendi
ölüm her birimize uğrayacak mutlaka
ve koymak güzelleşecek sadece
ölüm hepimiz için gelecek buraya
ve gir çık oyunu daha zevkli olacak sadece
bana ölüm ve sana ölüm
ne yapabiliriz söyle bana ölmekten başka
herkese ölüm ve her birine ölüm
biberon tanrımız elimizin altında
hepimizi ölüm, bulacak bir gün
ve daha zevkli olacak sevişmelerimiz o gün.
4 Nisan 2012 Çarşamba
Amen
Konuş benle yine,
nehre götürüldüğümde
ve sussuzluğumu giderdiğimde
anlat bana
yalnızız ve dinliyorum
çok zor duyuyorum, acıtıyor
de bana tekrar
temizlenmiş ve ayıkken
söyle bana yeniden
korkunun içinden görmüşken
anlat bana
bir kez ve bir kez daha
o zaman arzulayacağını söyle beni
Amin.
Yeniden anlat bana,
kurbanlar şakıdığında
ve vicdanın yasaları yürürlüğe girdiğinde
söyle bana
düşündüğümü bildiğini
ama intikam efendisinindir
de bana yeniden
temiz ve ayıkken
anlat bana
korkunun gözünden görmüşken
söyle bana yeniden
bir daha ve bir daha
o zaman beni seveceğini söyle bana
Amin.
Bilgiendir beni yine,
günün günahları bağışlandığında
ve gecenin başlamaya hakkı olmadığında
zorla beni tekrar
nefes nefese kaldığında melekler
ve tırmaladıklarında kapıyı girmek için içeri
söyle bana yine
temizken ve ayık
anlat bana
korkudan gördüğüm zaman
de bana yeniden
tekrar ve tekrar
o zaman bana ihtiyaç duyacağını anlat bana
Amin.
Söyle bana bir kez daha,
kasabın pasağı
kuzunun kanında yıkandığında
anlat bana
kültürün geri kalanı
kampların gözünden akıp gittiğinde
de bana yeniden
temiz ve ayıkken
anlat bana
korkunun gözünden
söyle bana yeniden
defalarca ve son bir kez daha
o zaman beni sevdiğini söyle bana
Amin.
dinle
20 Mart 2012 Salı
her biri tek tek
Ölüm heryerdeydi
havada
ve gürültünün içinde
tümseklerden gelen
Bolton sırtının.
Ölümün demirlendiği yer.
Bir cigara sardığında
veya şaka yaptığında,
kahkahanın içinde o
ve içme suyunda
sahile yaklaştı
filikanın ipleri gibi,
denize damladı ve çevremizde süründü
Ölüm tarihi kalelerin içinde
milyonlarca mermiyle kaplanmış
koruluktan bekleyen topçuların
kulübeleri patlatılacak diye tehdit edilmiş yürekleriyle.
Güneşe yaklaştıkça biz
ölüm her biri ve tek tekti.
Ölüm dumanın içinde asılı ve yapışmış
400 dönüm kullanılmaz sahil arazisine.
Bir yığın kırmızı gezegen, ölüm damıtıyor tepeden
şimdi ve şu an ve hemen
havanın içinde
ve gürültünün göbeğinde
tümseklerden gelen
Bolton sırtının.
Ölüm parlak güneşin içinde,
gözlerine dikiyor herkesin üzerine.
Kemiklerini takırdatıyor Süvarinin
açıkta bir yerde halen uzanan.
Bizim gibi, güneşe doğru ilerleyen
ve şakıyan, "Her biri ve hepsine ölüm."
dinle
19 Mart 2012 Pazartesi
saplanmış
dinle
kıpırdandın
sokaklardan odana
ve sonunda bana
ne içerim diye sordun bana
Dostum Johnny,
kolumdan çekip duran
istersem gidebilirim diyor
sahiden düşündüğüm buysa
neden kolay değil ki
basitçe
neden çekip gitmiyorsun ki
bırak beni
bırak git beni
sallanırken görürüm seni
duyamam ne dediğini
saplanıp kaldım burada
sandalyeme yapışık
ayrılmak için bir neden tasarlıyorum
nihayet konuşmayı bıraktığında
uzun yavaş bir yürüyüş
Washington caddesinden aşağı
yarı uykulu ayakta
yarı farkında rüyamın
yalnız gidecem evime
batan bir taş gibi
telefon kapalı
devam edecem ve özgürüm
buz gibi rüzgar
iflas etmiş fabrika
Yine de görürüm seni sallanırken
ve duymam dediklerini
kaçırdım meseleyi
yakalandım biraz
düğüm içinde
duvara çarptım az önce
düştüm azcık
sallanan vinç topunu hissettim üzerimde
ve neden böyle olsun ki
neden anlatmadın bana
neden anlatmadın bana
emindim anlatacağına
neden söylemedin bana
söylersin sandım
anlat bakalım
kıpırdandın
sokaklardan odana
ve sonunda bana
ne içerim diye sordun bana
Dostum Johnny,
kolumdan çekip duran
istersem gidebilirim diyor
sahiden düşündüğüm buysa
neden kolay değil ki
basitçe
neden çekip gitmiyorsun ki
bırak beni
bırak git beni
sallanırken görürüm seni
duyamam ne dediğini
saplanıp kaldım burada
sandalyeme yapışık
ayrılmak için bir neden tasarlıyorum
nihayet konuşmayı bıraktığında
uzun yavaş bir yürüyüş
Washington caddesinden aşağı
yarı uykulu ayakta
yarı farkında rüyamın
yalnız gidecem evime
batan bir taş gibi
telefon kapalı
devam edecem ve özgürüm
buz gibi rüzgar
iflas etmiş fabrika
Yine de görürüm seni sallanırken
ve duymam dediklerini
kaçırdım meseleyi
yakalandım biraz
düğüm içinde
duvara çarptım az önce
düştüm azcık
sallanan vinç topunu hissettim üzerimde
ve neden böyle olsun ki
neden anlatmadın bana
neden anlatmadın bana
emindim anlatacağına
neden söylemedin bana
söylersin sandım
anlat bakalım
13 Mart 2012 Salı
özgür dünya liderleri
dinle
bıktım yaşamak için çalışmaktan
son günlerimi sayıyorum yalnızca
Of, özledim seni Louise yaw,
Ve en hastalıklı zevkler ile diş ağrısı arasında gidip geliyorum
periskop yukarı
bir kaçığı arıyorum
komuta odasındakini görmem gerek
ve hatırlatmalıyım ona beni geçip giden şeyi
uyumasın annen!
ve etrafındaki dostlar!
bir hırsızı büyütmedim ben!
bir hırsızı büyütmedim ben!
ama özgür dünya liderleri
taş atan ufaklıklar gibi
ve ne kolay görmezden gelmek
evlerinizin kapısını çalana dek
düşüncelerim yönlendirilmedi
ama müzik hep uzattı bana elini
kolayca memnun kalırım
ama düşürdük sanırım asalarımızı 60lar hiç olmamış gibi
periskop yukarı
bir kaçığa bakınmalıyım
komuta edeni görmem gerek
ve hatırlatmalıyım ona beni ezip gideni
Annen uyumaz!
Ve çevrendeki dostlar!
Soyguncu büyütmedim ben!
Soyguncu büyütmedim ben!
ama özgür dünyanın başındakiler
taş fırlatan bacaksızlar gibi
ve en kolayı görmezden gelmek
evlerinizin kapısı çalınana dek
babadan sorumsuz oğluna geçiyor silah
bir heyelanı tırmanıyoruz, sadece iyilerin genç öldüğü
baba, beceriksiz oğluna devrediyor silahı
iyilerin erken göçtüğü kaygan bir zemini tırmanıyoruz yalnızca
12 Mart 2012 Pazartesi
cennet bahçen
hiç aklına getirdin mi beni
en iyi arkadaşın olarak
ya ben düşündüm mü seni
şikayet değil bu
hissetmeyi denemedim hiç
fark etmedim bu titremeyi
ulaşmayı denemedim hiç
uğraşmadım cennetine ulaşmaya
hiç aklıma getirdim mi seni
düşmanım olarak
hiç düşündün mü beni
yakınmalar içinde
duymayı istemedim hiç
sarsılma geçip gitti üzerimden
çabalamadım girmeye hiç
cennet bahçenin kapısından içeri
dinle
9 Mart 2012 Cuma
ne zaman bilmem ama o gün gelecek
dinle
doğru mu duyduklarım tanrının oğlu hakkında?
kurtarmak için mi geldi? geldi mi hiç?
ayaklarını kurutsaydım kirli saçlarımla,
temizler miydi beni yine?
Derler ki, bilinmez ne zaman ama o gün gelecek,
ne ay olacak ne güneş gökyüzünde
sadece siyah, kapkaranlık
eskiden olduğu halde.
tatlı bir kız tanıdım, o hoş kibriyle
ve her erkeğin rüyasıydı, eh, benim de tabi,
ama coştukça coştu ve öldü
bir gösteriş nöbeti içinde
şimdi mor kalpten erkekler gümüş silahlar taşır
ve birini öldürecekler babasının yaptığından ötürü
ama ne yaptıysa babam, bi boka yaramaz bil ki.
Ben değilim o.
ve sana göre disiplin gerek bana, peki, bence de.
Odama yollandım. Oturdum sandalyeye.
Dilimi tuttum. Tıkamadım kulaklarımı.
Hayır, iyi bir konuşmaydı.
Şimdi bilmiyorum neden ama gülümsemeyi deniyorum halen
bir çocuk gibi konuştuklarında bana.
Bir çocuk değilim aslında. Hayır, ben
çok daha küçüğüm bir çocuktan.
Ve biraz kitap okudum ve oldukça cesur büyüdüm.
Çekinmeden konuşabilseydim, derdim ki sanırım
gerçek diye bir şey yok. Sen varsın sadece
ve gerçekten anladığın.
Şarkılarımı söylerim o zaman ben de ve dilenirim
Sonra terkederim kasabanı ve dönüp bakmam geriye asla.
Yok, bakmam geriye çünkü yolum açık
ve uzanıyor tam önümde
Eve varacağım az sonra ve favori barımızda buluşacaz dostlarla
Yüklü yüreğimiz için kafamızı rahatlatacaz biraz da.
Ve bir şeyler içeriz beraber, paylaşırız korkularımızı.
bilirler ne çok sevdiğimi.
bilirler ne çok sevdiğimi onları.
bir hiçim onları sevmeden.
bilmem ne zamam ama o gün gelecek
ne ay olacak ne güneş gökyüzünde
Siyaha dönecek her yer. Geçmişe gidecek her yer.
Olması gerektiği yöne doğru.
doğru mu söyledikleri mesih hakkında?
Bizim için mi öldü? Öldü mü sahi?
Ve satmışsam ruhumu bir çanta altın karşılığında sana,
hangimiz sence aptal olan?
kim şapşallık yapan?
hangimiz aptal?
kim olurdu şapşal olan?
Başlar mısın açıklamaya lütfen?
Yani, anlayış gerek bana.
(x3)
İyi olabilirdim biraz açıklamayla.
Bilirsin. Anlamak isterim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






